518 entry daha
  • haftanın son işlem gününde çılgın atmış kur. aynı zamanda seçim öncesi son işlem günü olması sebebiyle, malum sonuç sonrası senaryonun fragmanını izletmiştir.
  • doların 2 liradan 3 liraya çıkması ile 20 liradan 30 liraya çıkması arasındaki farkı basit bir matematik ile anlatalım.

    türkiye'nin dış borcu 400 milyar dolar olsun iki durum içinde.

    dolar 2 liradan 3 liraya çıktığında borcunu ödeyebilmek için fazladan 400 milyar tl'ye ihtiyacın var.
    400 milyar*2=800 milyar tl
    400 milyar*3= 1.2 trilyon tl

    dolar 20 liradan 30 liraya çıktığında borcunu ödeyebilmek için 4 trilyon liraya ihtiyacın var.
    400 milyar*20= 8 trilyon tl
    400 milyar*30= 12 trilyon tl

    bazı arkadaşlar şu soruyu soracaktır bize: niye tl'ye ihtiyaç duyalım, veririz dolar öderiz borcumuzu.

    cevap: hayır arkadaşlar, yanıldınız. dediğiniz durumun gerçekleşmesi için cari fazla veren, dış ticarette fazlası olan bir ülke olmanız gerekiyor ki döviz biriktirip tl basmadan borç ödensin. diğer türlü tl basarak ve devamında tl karşılığında (swap yaparak) yüksek faizle döviz bularak borç ödemesi yapmanız gerekir. neticede basılan her tl enflasyon yaratır (para enflasyonu).

    cevaplanması gereken asıl soru: şirketler neden dövizin yükselmesini istiyor?

    bu durumun birden fazla cevabı var ancak biz iki nedene yoğunlaşalım.

    ilk durumu basit matematikle anlatalım:

    a şirketi yılda 7 birim dolarlık ithalat , 10 birim dolarlık ihracat yapsın.
    (1 dolar=20 lira üzerinden gidelim.)

    10-7=3 dolar ticaret fazlası var.
    bu 3 doların bir kısmı da diğer giderlere (çalışan maaşları, vergi, elektrik, doğalgaz, nakliye, akaryakıt vb.) gidecek. saydığım ödemeler tl üzerinden yapıldığı için enflasyonist ortamda şirketler, tl'nin değer kaybetmesini ister. çünkü elinde kalan 3 dolar 60 lira değil de 90 lira ederse ödemelerini daha rahat yapacak ve fabrikada çark dönmeye devam edecek. 60 lirada kalır ve giderleri zamlardan dolayı katlanırsa fabrika kapatır. enayi mi kkm faizi % 40'larda iken düşük karla, batma riskiyle iş yapsın. gider parasını kkm'ye yatırır patron, keyfine bakar. (acımaz bu patronlar yapar mı yapar! )

    diğer nedene gelecek olursak, enflasyonun kontrolsüzce arttığı ortamda dövizi baskılar isen üretmeden para kazanma furyası çıkar: emlak, al-sat, kkm, döviz-altın biriktirme, kripto, stokçuluk vb. para üretimden dışarıya çıkar. şirket sahibi üretince kendini enayi gibi hisseder. iç piyasaya zam üstüne zam yapar ancak dış piyasaya yapamaz. orada rekabet var. biraz pahalıya satarsan onlar kendine başka alıcı bulur. yakın zamanda oppo'nun türkiye'deki fabrikayı kapatıp mısır'a kaydırması gibi. arçelik, sun tekstil, lcw gibi birçok firma karlılığı azaldığı, yurtdışında rekabetçi olamadıkları için üretimlerinin bir kısmını mısır gibi ülkelere kaydırdılar.

    gelmeyen her doğrudan yatırım, çıkan her doğrudan yatırım maalesef çok büyük bir kayıp ülkemiz için. gelmeyenlere ve gidenlere gereken güveni vermek çok zor. para hem çoğalmak hem de çoğalırken güvende olmak ister.

    işin özü: dolar yükselse vatandaşa, yükselmese patrona, patrondan vatandaşa. sonuçta her türlü vatandaşa
  • gün geçtikçe şaşırtmıyor
  • islem saati sonrasi makas aciliyor o yuzden gordugunu rakamlar daha yuksek
  • kuru zorlayarak öyle bir yerde kapattılar ki, bu seviye adeta bir sıçrama tahtası.

    19.95
  • dünyada halkından bu kadar vergi alan devlet var mı bilmiyorum, araba alırken 4e katlıyor, onunla yetinmiyor, mazotu pahalı, her sene 2 kere damga vergisi, muayene, sigorta vs derken 5 araba parasını bir senede cebinden çıkmış oluyor. (mazot benzin dahil edersek)

    telefonda bile bu kadar ötv vs alırken, herşeyde vergiler bu kadar yüksekken ödediğimiz vergiler neticede bu paralar nerede?

    cevap : suriyeli kardeşlerimize harcadık.

    arjantin ve dediğiniz ülkelerde bu kadar vergi olduğunu sanmıyorum ayrıca adamlar 3 öğün et yiyorlar.

    bizim vergilerimiz nerede? vatandaş neden sormuyor yaa çıldırıcam.
hesabın var mı? giriş yap