32 entry daha
  • kökeni hakkında sayısız uydurma hikaye bulunan ingilizce fiil ve isim birleşiminden oluşan (scarecrow,breakwater ve pickpocket gibi), doğru çevirisi ile kuyruk-diken gibi bir anlama sahip (horoz kuyruğu değil) argo kelime.

    cocktail'in nereden geldiği ile ilgili sayısız hikayeden istediğinize inanabilirsiniz. sonuçta insanlar hikayeler anlatmayı ve dinlemeyi severler. isa'yı doğuran meryem'in bakire olduğuna inanıp inanmamak sizin elinizdedir ancak gerçekler sadece kanıtların izi sürülerek bulunabilir. bu da zor bir süreç olduğundan hikayelere inanmak kısa yol gibi geliyor.

    yazılı tarihi kaynaklar ışığında bu kelimenin kökenini arayan tarihçilerin vardığı genel kanı cocktail kelimesinin ilk kullanıldığı içecekler ile bugünkü halinin farklı şeyler olduğudur. tıpkı daha önce şu entryde anlattığım restaurant kelimesinin ilk tanımı ile bugünkü tanımının aynı olmaması gibi. (bkz: #10927022)
    ayrıca bugün bildiğimiz ketçap ilk halinin nasıl olduğunu da sevgili vedat ozan'ın lezzetler kitabından öğrenebilirsiniz.

    kelimenin kökeninin britanya olduğu düşünülüyor. ingilizce argosunda figging veya to feague olarak bilinen fiil zamanında sahip olduğu hayvanı satmak isteyenlerin hayvanın müsait bir yerine bir dal zencefil sokması olarak tanımlanıyor. zencefil monte edilmiş hayvan hareketlenir, kuyruğunu diker ve daha canlı gözükürdü. buradan hareketle içinde zencefil barındıran alkollü içkilere halk arasında cocktail denmeye başlamış. cocktail diye tanımlanan içeceklerin zencefil içerdiğine dair 1700'lü yıllardan yazılı kayıtlar bulunuyor. 18yy sonlarında bulunan bir içecek menüsünde toddy, grog ve sling gibi içkilerin yanısıra diğerlerinin çeyreği fiyatına satılan cocktail isimli bir içkinin de bulunduğu görülmüş. buradan sebeple bu ilk cocktaillerin bizim bildiğimiz kokteyllerden ziyade ginger ale veya zencefil özlü biralar olduğu düşünülüyor.

    19yy new york'unda yine bazı gazetelerde sabah saatlerinde cocktail içip ayılmaya çalışan insanlarla ilgili yazılı kanıtlar bulunmuş. şekerin ucuz, suyun temiz ve alkolün bol olduğu zamanın new york'unda insanların ilaç niyetine aldıkları bol bitkili bitter karışımları alkollü içkilerin içine katıp üstüne biraz su ve şeker ilave edip 'şifa niyetine' içtikleri ya da içmek için bahane olsun diye böyle söyledikleri düşünülüyor. sonuçta bunlar faydalı şeylerdi ve ne kadar çok içilirse o kadar fayda sağlıyordu içenlere göre. ardından new york, boston ve çevresindeki bar menülerinde julep, sling, cobbler gibi içeceklerin yanında ek olarak cocktail sınıfında içkilerin de yavaş yavaş yer aldığını görüyoruz. cocktail sevilen bir içki haline geliyor ve altın hayalleri ile batıya göç eden insanlarla birlikte ülkenin öteki ucuna kadar yayılıyor. ilk kullanıldığı hali ile cocktailler sert, acı ve içenin gözlerini açan karışımlardı. 19yy başlarında gazetelerde içeriği açıklanmadan cocktail kelimesinin sıkça kullanılması o dönemde herkes tarafından bilindiğine işaret.

    şu ana kadar bulunan ilk yazılı cocktail tarifi ise 1831 yılına aittir. çevirisini şu şekilde paylaşabilirim;

    bir cocktail 2/3 oranında suya 1/3 oranında cin, rom veya tercihe göre brendi eklenerek yapılır. üzerine 4-5 damla bitter ekleyin ve şeker ile karıştırın. üstüne muskat rendesi ekleyin.

    bu tarifte bahsedilen cin şimdi cin olarak bildiğiniz içki değil daha çok genever olarak bilinen hollanda cinidir. ayrıca burada eksik olan bir şey var. evet buz. o yıllarda buza ulaşım şimdiki kadar kolay olmadığından bir çok eski kokteyl tarifinin buz yerine su ile yapıldığını görüyoruz.

    evet gördüğünüz üzere kelimenin kanıtlar ışığındaki kökeni pek de eğlenceli bir hikaye oluşturmuyor. siz yine de istediğiniz hikayeye inanmakta özgürsünüz.
5 entry daha
hesabın var mı? giriş yap