• avantajlı bir sistem midir değil midir bilemiyorum ancak yeni çıkanlara baktığımda siteyi gereksiz bir sürü şiir ve roman kitabıyla doldurmuş gözüküyor. eskiden 100 kelime dağarcığıyla yazdıkları posta gazetesi şiir köşesi ayarında şiirlerini bastırıp çay bahçesinde satmaya çalışan emekliler vardı onlar buraya doluşmuş anlaşılan.
  • 2 yıldır yayında ve dağıtımda olan ve halen dağıtımcıda stoğu mevcut olan kitabıma baktığımda kitapyurdu'nda "geçici olarak temin edilemiyor" yazısı görüyorum. yayıncılık işinin gelişmesi için basılı kitapların satışını durdurmuş olmalılar.
  • daha önce de yazmışım bu başlığa. doğrudan yayıncılık türkiye'ye çok geç geldi. amazon gibi kurumlar bunu zaten yıllardır yapıyordu. isteyen istediği şeyi bastırsın tabii, sorun yok. ama bu tarz basımlar genelde ticari bir güdü ile yapılıyor. yani yazdığınız ''şeyde'' birisinin anasına bacısına bile küfür etseniz o şey basılabiliyor. o yüzden gereksiz. aralarında iyiler de oluyor, ama 1000'de 1 oran ile. abartmıyorum bu arada.
  • yeni yetme yazarlar için olsun, amatörler için olsun, yazacak ya da yazılmış herhangi bir şeyi olan herkes için son derece faydalı olabilecek bir fırsattır. dünyanın çoğu yerinde benzer oluşumlar var ve ben bu konuda ilk atılımı amazon'un türkiye'ye gelişinde yapacağını umut ediyordum. sonuçta kindle direct publishing çok büyük bir olay ve bunu kullanmak isteyeceklerdir, diyordum. olmadı. piyasa cinius gibi matbaadan bozma küçük esnafa kalmıştı maalesef.

    yazarlık hevesi olan birinin bu piyasaya yalnızca yeteneğiyle girmesi oldukça zordur. elinizde dünyanın en değerli eseri de olsa, sizi tanımayan bir yayınevine başvuru yaptığınızda, yalnızca o gün yayınevine gelen onlarca başvurudan biri olursunuz ve zaten işi başından aşkın olan ya da tek derdi mesai doldurup ortamlara akmak olan, yeni eserlerin incelenmesinden sorumlu kişi/kişiler, sizin en az aylarca uğraştığınız eserinize on dakikadan fazla vakit ayırmaz. bunun için ilgili kişileri tanımalı, onlar tarafından tanınmalı ya da onlara size ayıracakları fazladan zaman için bir karşılık sunmalısınız. kısacası daha önce bir yerde bir eseriniz çıkmadıysa, torpil ya da rüşvet haricinde pek şansınız yoktur.
    bu tarz "özel basım üreticileri" genelde umut tacirliğinin ötesine geçmezler. genelde mottoları "bana para ver, istediğini basarım" ayarındadır. biraz para verebilirseniz basmayacakları şey yoktur. bu kurum ve kişilerin bastığı eserlerde de para haricinde hiçbir kıstaslarının olmaması, onlardan çıkması muhtemel güzel eserlerin de ezici çoğunluğu oluşturan vasat eserlerin arasında kaybolacağı anlamına gelmektedir maalesef.
    doğrudan yayıncılık olayının farkı, en azından bu durum için sizden -çok fazla- para istenmemesidir. başka türlü yayınlanma şansı bulamayacak eserleriniz bu sayede en azından okuyucuya ulaşma imkanı bulur ve küçük esnaf tarafından çok dolandırılmamış olursunuz.

    ben ilk kitabımı basacak bir yayınevi bulmak için 10 yıl bekledim. ikinci kitabım birinci yılını doldurmadan yayınevi buldu; üçüncü kitabım daha yazılmaktayken onay aldı. eğer böyle bir imkanım on üç yıl önce olsaydı, bugün farklı bir yerde olurdum. daha iyi mi daha kötü mü olacağı konusuysa beni hep düşündürür. çünkü ilk romanımı bastıramadığım 10 yıl boyunca bazen parça parça bazen baştan sona değiştirdim; 10 yıl sonunda üç defa baştan yazılmış ve en az kırk defa elden geçmişti. şimdi okumaya utandığım ilk halini o gün bastırsaydım, belki o kadar ağır eleştirilerle karşılaşacaktım ki bir daha yazmaya cesaret dahi edemeyecektim. diğer yandan, belki de on yıldan fazla beklemem gerekecekti ve artık aramaktan yılmış olacaktım. bu da bir ihtimal.

    özetle, efendim, bu başlığa girdiyseniz muhtemelen uzun zamandır bastırmak istediğiniz bir kitabınız var ve bu hizmetin uygun bir alternatif olup olmadığını düşünüyorsunuzdur. haddim olmayarak tavsiyem, eğer gerçekten kitabınızın beğenileceğinden eminseniz, ve bildiğiniz tüm yayınevlerine eserinizi uygun biçimde teslim edip olumlu cevap alamadıysanız, dünya gözüyle eserinizin basıldığını görmek için bu hizmeti düşünebilirsiniz. ama benim tavsiyem eseriniz üzerinde biraz daha çalışmak, onu sizi acımasızca eleştirecek kişilere sunup sizi yerden yere vurmalarını beklemek, bu sayede gelişerek daha iyi bir eser elde etmeye çalışmak yönünde olacaktır. ben iyi bir yazar olduğumu iddia edemem, sadece şanslı bir ana denk geldim. siz benim kadar şanslı olmayabilirsiniz. bunu çabalayarak telafi etmek durumunda kalmanız kuvvetle muhtemeldir, maalesef.

    edit: çok mesaj geldiği için yazıyorum; ilk kitabım "düş cambazı", ikincisi "dost a.ş." çıkmak üzere olan da "marslı rahipler" olacak.
  • kitapların kapak baskı kalitesi yerlerde sürünüyor. sayfaları o kadar ince ki iki sayfa altındaki yazıları okuyabiliyorsunuz. neden be kardeşim? 3 lira daha fazla yaz fiyatına ama kaliteden ödün verme. bunu derhal çözmeliler.
  • geçtiğimiz günlerde öykü kitabım kdy aracılığıyla satışa sunuldu. herhangi bir ücret ödemedim, burada yazılan şeylerin çoğuna da katılıyorum. hem olumlu hem de olumsuz tarafları var.

    kitabı kendi çabamla kitapçı kitapçı dolaşarak satışa sunma girişiminde bulunsam mı diye düşünüyorum ama bilemiyorum. reklam olayı hakikaten sıkıntılı. öte yandan içim bir nebze rahat, zira çeşitli dergilerde yayımlanan yazılarımı bir araya getirerek oluşturduğum bir kitap bu. ama romanımı da buradan yayımlasam mı diye düşünmüyor değilim. kararsızım doğrusu. sonsuz karanlığa süzüle süzüle gitme ihtimali beni ürkütüyor. bir de pek tanıdığı olan biri değilim, tanıtım biraz güç oluyor hâliyle.

    yine de bir kitap oluşturmuş olmak iyi hissettiriyor. fakat hedefim baba yayınevlerinden biriyle çalışabilmek. kim bilir, belki bir gün.

    8 öyküden oluşan bir dakika isimli öykü kitabımı incelemek isteyenler için linki bırakıyorum:

    https://www.kitapyurdu.com/…/bir-dakika/556294.html
  • üst edit:kdy ve çalıştıkları ajans kapak hariç aşağıda bahsettiğim aksaklıkları birkaç gün içinde çözdüler. teşekkür ediyorum.

    bu sistem aracılığıyla, yakın zamanda kitabını yayınlamış biri olarak özellikle süreç ve süreç sonrası ile ilgili birkaç bilgi vereyim istedim.

    1-öncelikle yayınevleri minimum 500 adet kitap basımı ve dağıtımı için 5-6 bin lira civarında bir para istiyor. benim bu civarda bir para vermem mümkün olmadığı için bu sistemi tercih ettim.

    2-kitapyurdu sizi kendi anlaşması olan 4 ajansa yönlendiriyor. siz bu ajanslardan biri ile anlaşıp kapak-dizgi-mizanpaj-edisyon desteği alıyor ve kitabın sayfa sayısına bağlı olarak bir ücret ödüyorsunuz. ben 1400 lira civarı bir para ödedim.

    3-ajans 14 iş gününde işi yapacağını temin ediyor ve bu sürede işi yapıp sizin son onayınızı alarak kitabın pdf sini ve son halini kitapyurdu'nun sistemine yüklüyor.

    4-ajanstan büyük bir hizmet beklemeyin. benim bazı noktalama işaretlerimle oynamışlar ama, sonradan fark ettiğim benim bilgi eksikliğimden, daha doğrusu dikkatsizliğimden kaynaklanan bir kelime kullanımı hatasını düzeltmemişler. bunu kendim sonradan fark ettim ki kitap basılmıştı artık. çok moralim bozuldu bu duruma, hatta kitaptan soğudum bile diyebilirim. ayrıca kitabım basıldıktan bir ay sonra fark ettim ki benim kitabımın çıkmasından 4-5 ay kadar önce çıkan bir kitapla benim kitabımın kapağı yüzde 95 aynı. bu hususu yazar arkadaşa mail atarak bildirmelerini istedim. ben de instagram üzerinden kendisi ile haberleşip durumu aktardım. anlayışlı biri çıktı ve çok önemsemedi. ancak kitapyurdu'nun çalıştığı ajansların ortak bir kitap kapak havuzu oluşturmaları gerekmekte, yoksa bu tarz durumlarla çok karşılaşırlar.

    5-yazar sistemi mevcut. bu güzel bir şey. kitap kaç tane satıldı ve siz kaç lira telif alacaksınız bu sistemden istediğiniz an takip edebiliyorsunuz. ama sistemde bir tuhaflık var. kitapyurdu sitesinde belirtilen satış adedi ile yazar sistemindeki bazen uyuşmuyor, bunun sebebini anlayamadım.

    6-reklam hususunu ben instagramda sponsorlu story atarak çözmeye çalıştım; ancak pek işe yaramadı. günlüğü 15 liradan haftasonunu da içine alan 5 günlük bir sponsorlu story atıp vergiler dahil 88 lira harcadım ve 38 bin görüntüleme artı 77 tane kitabın bulunduğu bağlantıya tıklama aldım; ancak pek bir işe yaramadı diyebilirim. kitabın şu anki satış adedinin üçte birini ben aldım, kalan kısmını da yakın çevrem satın aldı.

    7-yeni çıkan kitapları takip eden bir grup var. bu kişilerden bazıları bana para karşılığı pr çalışması talebinde bulundu. bunlardan bir tanesi bir gazeteciydi. gazeteci şahsın daha önce doğrudan yayıncılık sistemi ile kitap çıkaranlara yaptığı pr haberlerini araştırdığımda bu kişilerin kitaplarının 4-6 ay içinde 2 adet, 18 adet, 35 adet gibi satışlar yaptığını gördüm. diğer pr talebinde bulunan kişiler ise takipçi sayısı fazla olan kitap sayfalarıydı. bu sayfaların kitap okuyan kişilerce oluşturulmadığı bariz bir biçimde ortada diyebilirim. paylaştıkları kitapların çoğunu daha önce hiçbir yerde ne duydum ne gördüm, muhtemelen benim gibi yeni kitap çıkaran kişilere pr hizmeti veren sayfalar. bir tanesi 1 ay boyunca hergün paylaşım için 300 lira isterken diğer çok takipçili olan ise bir seferlik paylaşım için 250 lira istedi. tabii ki bu sayfalara ve gazeteci şahsa pr çalışması yaptırmadım.

    8-pandemide canı sıkılan kitap yazıp bastırmış, yeni yazarlara şans verin; ama biraz da seçici olun.

    9-son olarak şunu söyleyeyim ki bu güzel bir duygu herkese sevgiler...
  • okuyanlara selam. yaklaşık bir ay önce çıkan “ayna” isimli kitabımı kitapyurdu doğrudan yayıncılık etiketiyle çıkardım.

    kitabıma bakmak isterseniz instagram’da #aynabk hastagiyle aratın.

    keşke kdy çıkmış kitapları kitabevlerine dağıtsa ne iyi olur diye düşünmüyor değilim, sonuçta o kadar insan kitabını çıkarıyor, tanıtımı nasıl sağlanacak. kitapyurdu’na ait diye de herkes internetten alacak diye bir kural yok. o kadar yayınevlerine dair stantlar oluşturuluyorsa kdy için de bir şeyler yapılmalı. nasıl olsa kitap çıkarmak için onca yayıneviyle uğraşıyorsun. kdy en azından bu fırsatı sunuyor sana. sadece tanıtım için yazarlar zorlanabilir. ben de kitabımı çıkarmış biri olarak zorlanıyorum çünkü insanlar görüp satın almıyor kitapyurdu sitesi olduğu için. umarım ilerleyen zamanlarda bir girişim olur da kitapları çıkmış yazarları kitabevlerinde de görebiliriz.
    https://m.kitapyurdu.com/…tdetail&product_id=558196
  • yeni kitabımı kdy'den çıkarmayı düşünüyorum. varsın başka yerde olmasın. varsın çok satmasın. ben zaten hobi için yazıyorum.

    edit: 2 defa iletişim kısmından mesaj gönderdim. dönüş olmadı.

    dönüş sağlandı. hallettik.

    edit: sonunda kitabım yayınlanacak. öncelikle cebimden 1 kuruş bile çıkmadı çünkü her şeyini ben yaptım. ama süreç sanıldığı kadar kolay değil. zor. şablonlar işinizi kolaylaştırıyor ama programlara hakim olmanız lazım. ben her şeyi indesing programında yaptım. benim için iyi oldu programı öğrendim. bakalım süreç ne gösterecek.

    edit: kitap satışa çıktı.
  • kitap çıkarmak için iyi bir seçim olmayan hede.
    hatta, tam tersine bilimkurgu - fantezi türünde yazanlar için, yazarların neredeyse ırzına geçme amacı güden sözleşme şartlarına sahipler.

    doğrudan yayıncılığı tanıtan videonun birinde, yazar bu hizmetten memnun kalmazsa, sözleşmeyi sona erdirebilir mi diye sorulduğunda, biz hizmet vermiyoruz ki diyebilen bir kafaya sahipler. müşteriden para almadığı için, para karşılığında bir hizmette sunmuyorlarmış. kitap satışından 50% alınan para, satışın karşılığında müşteri yani yazarın ürününden, verdikleri hizmet ( kitap basımı ve buna uygun hale getirilmesini ) ve 50% pay karşılığını kafalarına göre hizmet saymıyorlar. dolayısıyla tüketici heyetine, tüketici mahkemesine gidemezsin diyorlar. sözleşmeye bu şekilde şart koyup anlaşmak istiyorlar.

    peki sorun tamamen ne ?

    kitap basımı da değil. kitapla beraber, buna bağlı, dizi, film, içerikle ilgili oyuncak vb şeylerin de hakkına el koyuyorlar. yani adamlar, kitap basıyoruz ama senin belkide 20-30 yıllık, ölmeden bir tarafını yırttığın emeğinin üstüne konmaya çalışıyorlar. kitaptan pay al. alacaksın da. kitabı sen basıyorsun da, filmi, diziyi, oyuncaklarını haklarını ne akla hizmet alıyorsun.

    donumu da indireyim, nasıl olmazsa şart var diye gelip tecavüz edin...

    ben böyle düzenin içine sıçayım.
hesabın var mı? giriş yap