hesabın var mı? giriş yap

  • beklemede olandır. okuyun. online olarak okuyun, sözlüğü her gün ziyaret edin ve hesabınıza giriş yapın. entry'lere şukela verin. bunların çaylak olarak bekleme süresini azalttığını ve sıranızı hızla düşürdüğünü düşünüyorum.

  • zombi saldırısı veya muhtemel bir nükleer holokost durumlarını tenzih ederek; halihazırda başvurulacak ilk teknolojidir. zira yapımı, seri üretimi ve parçalarının temini çok kolaydır * * . ayrıca am frekansları daha uzak mesafelere erişebilir. ayrıca uzun dalga bandı pek bilinmese de kıtalar arası radyo yayını ve iletişim aracı olarak kullanmak mümkündür. eski radyoları incelediyseniz, ki çoğu am bandında çalışır, dünyanın farklı şehirlerinin isimlerini kadranında görürsünüz.

    he birde felaket durumlarında ilk çöken şebeke gsm şebekesidir, ülkemiz doğal afet kuşağında olduğu için bu durumu halk olarak defalarca tecrübe edindik. en ufak bir deprem sonrasında bile gsm santralleri kilitlenmektedir. diğer bir deyişle am/fm radyo teknolojisinin henüz miadı dolmamıştır. gsm şebekesi olmadıktan sonra o akıllı telefonlarınız * telefonunuzda am/fm alıcı yoksa, o telefon oyun oynamak dışında bir işe yaramaz. tabi ona harcayacak elektriğiniz varsa.

    ha bu arada derseniz ki madem o lw ile am radyo bu kadar iyi neden kullanılmıyor? bunun sebebi günümüz multimedya taleplerinin * am bandına ayrılan band genişliğiyle karşılanamamasıdır. afet durumlarında yayını stereo dinlemesenizde olur. o yayını bulduğunuza dua edersiniz zaten.

    son olarak birçok kullanıcı am ile fm in farkını bile bilmezken frekans değişiminin sebebini anlamaması doğaldır. bunun nedeni ise doppler kayması olarak bilinir. onu açıklamayı da canım almıyor. birşey sıkmadan önce biraz okuyun öğrenin lütfen.

    edit: imla

  • göründüğü kadar imkansız olmayan, önyargılı yaklaşılmaması gereken tavsiye.

    aslında sol framede başlığı görünce ayar vermeye gelmiştim, ama baktım bütün ayarlar zaten verilmiş 180 derece çark edip... yok yok, birazcık düşündüm sadece...

    aslında dert yakındığımız, stres edindiğimiz şeyler hayatın doğal akışı. illa ki istemediğimiz yönde giden, zorluk çıkartan şeyler olacak, illa ki bazı şeyleri elde edemeyeceğiz. mesele, bunların hayatımız üzerinde ederinden fazla etki yaratmasına izin vermemek.
    "meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz" -süleyman demirel

    kişisel gelişim kitabına bağlamadan* bitirmek istiyorum, ama kendi stresimi ve saldırganlığımı azalttığım yöntemi paylaşmak istiyorum. olumsuz bir davranışla karşılaştığımda karşımdaki kişiye kızmak yerine sadece acıyorum. basit bir örnek vereceğim, trafik sıkışık bir yere gitmeye çalışıyorsunuz, gerçekten aceleniz olabilir ekstra şeyler olabilir, onun dışında düşünün. sakin sakin gidebilirsiniz, gerçekten gidebilirsiniz, sadece şeridinizi takip edersiniz ve gideceğiniz yere yine varırsınız. yanınızdan makas atmaya çalışan, ona buna korna çalan her gördüğü boşluğa girmeye çalışan hıyarı düşünün. ne için? yol 30 dakika sürsün, istediğiniz cambazlığı yapın 20 dakikaya düşürürsünüz (hatta olur da birine ufaktan dokundurursanız gitti 1 saat) 10 dakika kazanmak için (ki o 10 dakikayla ne yapacağınız da soru işareti) hayatınızdan 20 dakikayı stresle geçirdiniz. tebrikler. oysa ki 30 dakika radyoyla oynayarak, yanınızdakiyle sohbet ederek vs. sakin sakin gidebilirdiniz. o kazandığınız 10 dakikayı ne yapacaksınız size söyleyeyim mi? biraz önce girdiğiniz stresi atmak için harcayacaksınız zaten.

    ben bunu yapan insanlara artık sinirlenmiyorum, sadece acıyorum. bir hayat düşünün hep kendi önceliği üzerine kurulu, acelesi olmasa bile önce gitmek isteyen bir insan. düşün, sırada, hiçbir işi yok, arkasındaki kişi çok acelesi olduğunu söylüyor, sırasını rica ediyor ama vermiyor, kendi işini hallediyor ondan sonra 10 dakika bir bankta oturup sıkılarak geçiriyor. çünkü değersizliğinin farkında, sahip olduğu her önceliğe sıkı sıkıya tutunmak zorunda hissediyor. özellikle avamlarda, çomarlarda çok sık görürsünüz bu davranışı, sürekli bir hakkını yedirmeme gururu. hıyar, sen ikram edersen yedirmiş olmazsın. ha senin de acelen vardır, işin vardır tamam. ama markette tek kasa çalışırken bir araba malzemeyle sıradaysan ve arkandan 2 parça ile gelen bir kişiye sıranı ikram etmiyorsan su katılmamış çomarsın kusura bakma.

    hayat seninle başlayıp seninle bitmiyor. doğumla başlayıp ölümle bitiyor ve bazı şeyleri dert edinmek olumsuz duygulara kendini boğmak için gerçekten kısa. bize endoktrine edilen doğru veya yanlış davranış kalıplarını sorgulamaktan o kadar korkuyoruz ki bu binlerce yıldır toplum adını verdiğimiz hastalıklı olgunun devamını sağlıyor. toplum kavramının neden hastalıklı bir yapı olduğu başka bir entry konusu olsun, konudan sapmayalım.

    sürekli bize işlenen davranış kalıbı, "hakkını yedirme, kendini ezdirme, öne geç, elde et, al, al, al, al, sen, sen, sen, sen". herkesin çocuğu dahi, herkesin çocuğu özel. pohpoh, pohpoh, sonra gerçek hayatla karşılaşınca patlıyor tabi o çocuk. kezbanlar o yüzden kezban zaten. neyse yine konudan sapıyorum. sapmayayım. çocuk yetiştirmeyi başka bir entryde öğretirim.

    mesele biraz da hamurunda olan olmayan herkesin alfa insan** olmaya soyunması. ancak alfa olmayı a tipi kişilik sahibi olmak sanmalarından kaynaklanıyor. alfa çok farklı bir konsept, alfaysan alfasındır değilsen değilsindir bu kadar basit. tamamen genetik olmasa da 20 yaşından sonra değiştiremezsin o özelliğini. senin yönetebildiğin davranış kalıplarınla saldırgan olman sana bir özellik, bir artı değer katmaz. bir alfa gerektiği zaman a tipi, gerektiği zaman dibine kadar b tipi olmayı bilen insandır.

    hayatınızdan stres yaratan olayları, olguları, insanları çıkartamayabilirsiniz ama stresinizle baş edebilirsiniz. düşündüğünüz kadar zor değil, sadece derin bir nefes alın ve bakış açınızı değiştirin.

    her şeye sahip olmak zorunda değilsiniz, her şeyin en iyisini haketmiyorsunuz. hak ettiğiniz kadarını hak ediyorsunuz. hak ettiğiniz kadarı için çabalayın, ama fazlası için tırmalamayı bırakın. elalem ne der için, statü için, parmakla gösterilmek için, "bilmemne bilmemkim bey/hanım" desinler diye başkaları için yaşamayı bırakın, kendiniz için yaşayın. şu dünyaya 60-70 bilemedin 80 yıllığına takılmak için geldiğimizi unutmayın. mutlu olacaksınız.

    "hiçbir şey güzel olmayacak ama, yaşıyorum ulan ben, bundan güzel şey mi var?" -kemal sunal

    ha dersen ki sen ne kadar uyguluyorsun, tamamen diyemem. uygulamaya çalışıyorum, faydasını görüyorum. tavsiye ederim.

  • yazar kasa atan adam değil, yazar kasa atması için meclise gönderilen adam.

    aynı hafta içinde yazar kasa atma, hastane raporları, rahmetli ecevit'in ayakta duramadığı, meclis basamaklarının ecevit çıkabilsin diye kısaltılacağı haberleri medya tarafından pompalanmıştı. bunu organize edenler; rte liderliğinde siyasal islamcıları iktidara hazırlayan abd (büyükelçi yrd. temsilciliğinde) ve o zamanlar -maalesef- hükümet ortağı olan mhp (tuğrul türkeş temsilciliğinde) idi. haberleri köpürten de doğan medya grubuydu (aydın doğan temsilciliğinde).

    sonra da abd ile iş tutan mhp her nasılsa başka mecraları abd'ci olmakla suçladı. rte'yi iktidara taşıyan aydın doğan da rte tarafından çöpe çıkarıldı.

  • fahiş fiyatlara kızıp , kalkarken ''ben gidip bir piyango bileti alayım; çıkarsa gelirim'' demiştim bir kere. ''peki abi'' dedi garson arkadaş.