6 entry daha
  • günübirlik gidilebileceği gibi tek geceli kalmalar için de gidilebilir. daha uzunu depresyonun derinliğine bağlıdır. kalacak pek öyle gelişmiş turistik tesis felan aramayın, bi kaç pansiyon yıl boyu, birçok yarı ev yarı pansiyon yaz boyunca sizi konuk edebilir. balığı güzeldir, rüzgarı boldur. denizi fena değildir ama saros'u bilen trakyalıları kesmes yine de. tarihin gördüğü en miskin köpekler bu köy/kasaba'da yaşar. zamanında rumların yerine buraya yerleşenler selanik göçmenidir. bu nedenle iyi müzisyenler ve süper içicilere bu köyde rastlamak gayet mümkündür. ve tabi ki romanlara da. istanbul'dan götürdüğüm bi arkadaşım hala orada 20 saniye kadar görebildiği roman kızına aşıktır, dikkat.
    köyün surları bi aralar restore edilmiş ve tüm orijinalliği yok edilmiştir. şu an restore edilen yerleri lego gibi görünmektedir.
    köy iki dere arasındadır. istanbul'a doğru olan aşağı derenin pek bi numarası yoktur. bulgaristan'a doğru olan diyelim, yukarı dere ise benzersiz bir güzelliğe sahiptir. burada sandal kiralayıp nilüferlerin arasında, bir jean renoir filminde dolaşır gibi kürek çekebilirsiniz.
    çok ilginç insanlara rast gelmek de mümkündür kıyıköy'de. örneğin 50sinden sonra ailesi ile bozuşup zamanında askerliğini yaptığı bu köyde yaşamaya başlayan ortaköy'lü bir gayrimüslim amcaya rastlayabilirsiniz burada. bütün köy onu sahiplenmiş ve koruması altına almıştır ama o hala köylülere çaktırmadan içki içip alkolizmini besleyebilmenin yollarını bulur. bi de yazları orada bi lokantamsı işleten bi tip vardır, kıyıköylü kurt cobain. kışları istanbul'un andırgıravnd'larında takılır. yazları kıyıköy'e iner kurt, köyün derelerini andırgıravndlaştırmaya çalışır.
    kıyıköy'de bi de ay doğar, dolunay. hem de başka hiçbir yerde olmadığı kadar kocaman. yaz aylarında köyün yukarısındaki dere kenarından izlerseniz, ay köyün üzerinden, tepeden doğar. önünden köylüler geçerken yakaladığınız manzanaya inanamazsınız.
    ha bi de unutmadan, balık tutmaya gidecekler için bi tüyo: köyün altındaki derenin suyunun biriktiği bir yer genelde oraya gidenlere balık tutmaları için önerilir ama burada yakalayabileceğiniz tek balık rıfat'tır. rıfat, küçücük bir balıktır, "bu daha küçük" diye geri atarsınız. oysa rıfat küçük değildir, cücedir. oraya balık tutmaya gelmiş turistler en azından biraz tatmin olsun diye gelir oltanızı ısırır. nasıl olsa ona acıyıp geri atacağınızı bilir. köyde turizmi canlı tutmak bir görevi vardır yani. diğer balıklar rıfat'ı takdir ederler bu özverisinden dolayı. ama rıfat ters bi balıktır, her zaman yaralı ağzıyla küfürü basar onalar: "mnskym, heph biszs yiyosss oldayıh" der. sazların arasında uzaklaşır.
148 entry daha
hesabın var mı? giriş yap