hesabın var mı? giriş yap

  • çok iyi bir fren sistemine sahip bir aracın olduğu video, muhtemelen standart m4 frenlerine sahip değil, güçlendirilmiş daha fazla pistona ve çapa sahip bir fren sayesinde, frene bastığı gibi kısa sürede hızını düşürebildi. ayrıca aracın frenleme dengesi de mükemmel, normalde araç o kadar sert frende çizgisinden çıkabilir ama bu araba rayda gider gibi çizgisini bozmadı, hayranlık duyulacak kadar iyi bir araç.

  • kamuda 10 senesi dolmak üzere olan birisi olarak gözlemlerimi belirteyim.
    belli yaşın üstünde, zamanın torpillisi (sağcısı solcusu farketmeksizin) bilgisayar ile araları iyi değil. yeniliklere kapalılar ve verim almak neredeyse imkansız.malesef ellerinden fazla iş gelmiyor.(gerçi iş yapma gibi bir dertleri de yok) 52 yaş üstü bu kesimi istisnalar haricinde yok kabul edebilirsiniz. genç memurlar ise ikiye ayrılmış durumda;
    a) genç torpilliler: burunlarından kıl aldırmıyorlar, herhangi bir işin parçası değiller, ortalıkta gezinip starbucks tartışmasından öteye gitmiyorlar, sırtları sağlam.
    b)genç torpilsizler: işte bütün yük bu kardeşlerimizin üzerindedir, her birimde bunlardan asgari 2, en fazla 5 tane bulunur. varolan işlerin bütün sorumluluğu bu arkadaşlara aittir. birimin işlerinde hata mı var? bu arkadaşlar yapmıştır. birimde iş ile ilgili bir tartışma mı var? tartışmanın göbeğinde bu arkadaşlar vardır. müfettişler soruşturma mı yapıyor? bu arkadaşları ve yaptığı işleri soruşturur. çalışmayan kesim herhangi bir iş yapmadığı için herhangi soruşturma vb. şeyler geçirmeden çay, kahve, tuvalet üçgeninde mesaisini bitirir. 657 değişirse ilk bu torpilsiz arkadaşlar topun ağzına gelir.

  • sürekli filmin uzunluğuna vurgu yapıp, vay be, o kadar da sıkıcı değilmiş, diyen sinemaseverler sanırım hep kısa metraj izliyorlardı.

    birçok sinefilin yere göğe koyamadığı the godfather 175, devam filmi 200, once upon a time in america'nın director's cut versiyonu ise 229 dakikadır. daha tonla örnek verebilirim!

    demek ki neymiş, uzun filmler de çekiliyormuş! artık papağan gibi aynı şeyi tekrarlamayın da filmi okuyun, iki orijinal bir şey söyleyin!

    edit: imla

  • okul bahçesinde bir gün geziyordum
    hoca çağırdı "albert buraya gel"
    "buyrun hocam"
    dedi "çıkar kalem"
    cebimden plütonyum-239 çıkardım
    dedi "çıkar defter"
    formul kağıtlarını çıkardım
    dedi "çıkar harita"
    işte güzelim orada senin
    benim vücudumda bıraktığın
    üç beş tane foton yarası varya
    işte onları çıkardım
    hoca dedi "bunlar ney"
    hocam üç beş foton yarası
    sanki sanırsınız ki piskopatın allahı
    ama bilmezsinizki o üçbeş foton yarası
    ela gözlü sevdiğimin hatırası

    sanirim sair ile filozof arasi biseymis einstein.

  • insanlarla konuştuktan sonra ortaya çıkan düşünce. o yaşadıklarını anlatıyor, sen kendi yaşadıklarına/yaşayamadıklarına bakıyorsun. hüzünleniyorsun. adam hayatını yaşamış, ben kütük gibi bu yaşa kadar gelmişim diyorsun. yapacak bişey yok.

  • bir makina, bir elektronik bir de bilgisayar muhendisi otomobil ile yolculuk ediyorlarmis. otomobil issiz bir yolda ariza yapmis. makina muhendisi atlamis;
    -kesin motordandir ben bir bakayim.
    orasina burasına bakmis motorun, ama bir ise yaramamis.
    ardindan elektronik muhendisinin aklina sorunun elektrik aksamindan olabilecegi gelmis. oda uzunca bir sure kurcalamis arabanin biyerlerini ama nafile. sonunda kimsenin yapacak biseyi kalmayinca bilgisayar muhendisi caresiz bir ifadeyle;
    - bence bi inip tekrar binelim...

  • trt spor spikerleri :

    x- almanya'nın sunumundan hiçbir şey anlamadım.
    y- ben de hiçbir şey anlamadım.
    z- ben de anlamadım.

    geri zekalısınız çünkü.

  • dünyanın topyekün ısınması olayıdır.
    aslında uzun dönemlere bakıldığında dünyanın sıcaklığının hiç bir zaman sabit kalmadaığı görülür. dünyamız yüzlerce milyon yıl süren sıcaklıkların ardından onlarca milyon yıl süren soğuk dönemlere girmektedir, bu soğuk dönemler içinde yüz bin yıllık periyotlarla on bin yıl süren sıcak dönemler bulunmaktadır, bu sürenin içinde de onlarca ya da yüzlerce yıl süren hafif soğuk, sıcak dönemler bulunmaktadır. sıcaklıklar bu şekliyle üst üste binmiş dalgalar şeklinde düşünülebilir. büyük bir dalganın üstünde daha küçük dalgalar o dalgaların üstünde de daha küçük dalgalar vardır büyük dalga alçalışta olsa bile bir kaç yüz yıllık ısınmalar gerçekleşebilir.
    bu sıcaklık değişimlerinin nedeni tartışılmakla birlikte bir çok bilim adamı, güneş lekeleri, volkanik faliyetler, dünyanın yörüngesinde doksan beş bin yılda bir gerçekleşen basıklaşma, dünya eksenindeki küçük kaymalar... gibi çeşitli sebeplerin ısınma ve soğuma olaylarına sebep olduğu tahmin ediliyor.
    dünya son olarak bundan elli milyon yıl kadar önce soğuk bir döneme girdi ve hala o soğuk dönemin içindeyiz, bu dönemde daha önceden üzerinde tundra benzeri ormanlar olan kutup bölgeleri buzla kaplandı. sıcaklıklar ciddi biçimde düştü, bir çok canlı değişime ayak uyduramayarak yok oldu.
    bu soğuma periyodununu son bir milyon yılında gezegenimizin en az dokuz kez iyice soğuduğu ve buz tabakalarıyla kaplandığı biliniyor. şu an ise bundan elli milyon yıl önce başlayan soğuk dönemin içindeki sıcak dönemlerden birinin içindeyiz, tarihi kayıtlar ve görece yakın dönemdeki bulgular incelendiğinde bu dönemin sonunda olduğumuzu bile söyleyebiliriz. başka bir deyişle dünyamız şu anda soğuma eğiliminde olmalı ve bir kaç yüz ya da bin yıl içinde tekrar buzullarla kaplanmalı. ancak 20. yüzyıldaki kayıtlar gösteriyor ki dünya tersi yönde ısınıyor. hatta söylenebilir ki son 1200 yıllık dönemin en sıcak günlerini yaşıyoruz.

    bugün dünyada sıcaklık dengesini kuran çeşitli unsurlar vardır. mesela antartika dünyanın buzdolabıdır denilebilir. kar dünyaya gelen ışığın % 80-90 ını aynen yansıtır ve bölgenin oldukça soğuk kalmasına sebep olur.
    diğer bir unsur taşıyıcı bant olarak bilinen okyanus akıntısıdır. bu akıntı sıcaklığa göre zaman zaman deniz yüzeyinde zaman zaman suyun altında çok çok büyük miktarda su taşır. bu akıntı bir periyodunda dünyanın etrafında bir kaç tur atacak kadar mesafede su taşır bu sırada bir bölgedeki sıcak ya da soğuk havanın başka bir bölgeye taşınması görevini de yapar. şimdi bu akıntınını izlediği yoldan bahsetmeyeceğimi belirtmekle birlikte verdiğim bağlantıdan bir göz atmanızı tavsiye ederim: http://www.kirsehirsivilsavunma.gov.tr/…mage005.jpg

    son yıllarda bilinen bir gerçek ısıl dengemizi sağlayan buzulların sıcaklık artışı yüzünden hızla eridiği. peru kili adalarındaki qori kalis buzulu 1995 yılında otuz metre geri çekildi, tiyen şan dağlarındaki buzullar son kırk yılda %20 küçüldü, yeni zellandadaki buzullar son yirmi yılda kütlelerinini % 20 sini kaybetti... örnekler çoğaltılabilir. dünyanın ısındığına dair daha bir çok kanıt olmakla birlikte bunların en önemlisi bir buçuk yüz yıldır tutulan direkt sıcaklık kayıtları.

    dünyanın ısınması konusunda önemli bir faktör de atmosferimiz ve sera etkisi. yer yüzüne ulaşan güneş ışınları onu ısıtır ve bu ısı kızıl ötesi ışınlar şeklinde yer kabuğundan tekrar ayrılır. ne var ki atmosferimiz içeri giren güneş ışınlarının aynı şekilde çıkmasını engelleyen ve bu sırada dünyayı ısıtan bir yapıya sahiptir. bu konuda sera gazları olarak bilinen gazlar oldukça etkili olmaktadır; bu gazların başta gelenleri su buharı karbondioksit ve metan olmakla birlikte dünyadaki sera etkisinin %75 inin su buharıyla gerçekleştiği bilinmektedir. bu gazların ısıyı tutmaması halinde yer kabuğunun sıcaklığının -18 dereceye kadar düşeceği tahmin edilmektedir, aksine bu gazların artıp fazla ısı tutması ise dünyayı çok çok sıcak bir gezegen haline getirebilir.

    bilim adamları son yüz yılda gerçekleşen ısınmanın sebebinin karbondioksit olduğu kanısındalar ziraa bu maddenin atmosferimizdeki seviyesi son iki yüz bin yılın en üst noktasında. son yüz yıldır yapılan araştırmalar gösteriyor ki dünyadaki karbondioksit miktarının iki katına çıkması gezegenimizin sıcaklığını 6 derece arttırıp, hayatı alt üst edebilir ve yine çalışmalar göstermektedir ki geçtiğimiz yüz yılda bu gazın miktarı %25 artmıştır.

    bugün atmosferimizde 750 milyar ton kadar karbondioksit bulunuyor. fosil yakıtlar her yıl 7 milyar ton kadar karbondioksit saçarken bitkilerin soluması 50 ormanların yok edilmesi 3 topraktan gerçekleşen salınım 50 okyanuslardan gerçekleşen salınım 100 milyar ton karbondioksiti atmosferimize veriyor. diğer yandan bitki foto sentezi 100 milyarton gazı çekerken okyanuslar 104 milyar ton gazı yine bünyelerine alıyor (okyanuslar için aradaki 4 milyar ton sudaki bitkilerin gerçekleştirdiği fotosentezden geliyor) bu değerleri toplayıp çıkarttığımızda görüyoruz ki her yıl 207 milyar ton gaz atmosfere salınırken 204 milyar ton gaz geri emiliyor. bu da her yıl 3 milyar tonun atmosfere salındığı anlamına geliyor ve yakıt tüketiminin artması her yıl bu sayıyı arttırıyor. ne var ki gezegenimizdeki fosil yakıtlar karbondioksit miktarını 5-10 katına çıkarabilecek düzeyde. bu şekilde devam ederse 2050 yılında karbondioksit miktarı 1850 dekinin iki katına (1850 yılındakinden 6 derece yüksek sıcaklık demek) 2100 yılında ise üç katına çıkacak.

    dünyanın ısınmasına sebep olan diğer gaz ise metan. metam moleküllerinin ısı tutma yeteneği karbondioksit moleküllerinin kinin 20 katıdır ne var ki bu gaz atmosferde çok az miktarda bulunur. fakat petrol ve doğal gaz kuyuları her yıl çok büyük miktarda metanı atmosfere salmakta ve bu gazın miktarı her yıl %1 artmaktadır.

    sera etkisinin en büyük sebebi ise su buharıdır (küresel ısınmanın değil sera etkisinin). atmoferdeki su buharının artması çok ciddi bir ısınmaya sebep olurken bu ısınma okyanusların buharlaşmasıyla su buharı miktarını arttırır bu ise daha fazla ısıya sebep olur. bu durumda su buharı kendi başına bir ısınma sebebi olmamakla birlikte diğer gazların başlattığı ısınmaya büyük miktarda katkıda bulunmaktadır.

    bugün ısınmanın sebebinin insanların yaydığı bu gazlar olduğu henüz kanıtlanamamış olmakla birlikte çoğu bilim adamı küresel ısınmanın varlığına inanmaktadır.

    gelecekteki hava olaylarını tahmin etmek için iklim modelleri kullanılmaktadır, yaygın olarak kullanılan iklim modelleri önümüzdeki elli yıl içinde 1-5 derecelik sıcaklık artışı öngörmektedir. başka bir deyişle havanın daha da ısınacağından herkes emin fakat bunun ne ölçüde olacağı bir tartışma konusu. 1 decerelik artışın bu günkü toplumsal düzeni fazla etkilemeyeceği düşünülürken 5 derecelik artışın tüm yaşamı alt üst edeceği iklimleri tamamaen değiştireceği ve bir çok türün yok olmasına yol açacağı kesin.

    dünyanın 3-5 derece ısınmasının bir çok etkiye yol açacağı kesin. gezegendeki karbondioksit artışı tarımı biraz olumlu etkileyecek olsa da sıcaklığı değişimi bir çok bölgeyi kurak araziye dönüştürecek, bütün iklimler ve sıcaklık akışı değişecek, sıcaklık akışının değişmesi fırtına, kasırga, ve sürekli rüzgarların yönünü değiştirecek. bir çok yeni bölge fırtınalara maruz kalırken, rüzgar hatlarının değişmesi başta elektrik üretimi olmakla birlikte çok şeyi değiştirecek. yağmur hatları tamamen değişecek, ve gezegene tahminen daha fazla su düşecek deniz kıyısındaki bir çok bölge sular altında kalırken özellikle alçak ülkelerin %10 a kadarlık bir kısmı sular altında kalacak (bkz: bengaldeş).yağmur hatlarının ne şekilde değişeceği bilnmemekle birlikte bir çok ülkenin tarım politikasını değiştirmek zorunda kalacağı, ekonomik dengeleri sarsacağı ve çeşitli fakir ülkelerde açlığa sebep olacağı kesin. küresel ısınmanın etkilerinin saymakla bitmeyeceği biliniyor fakat bunlardan önemli bir tanesi taşıyıcı bant ın (hani adres falan vermiştim ya o bant) durma ihtimali (bkz: felaket senaryosu). ne gibi bir sıcaklık artışının bu bantı durduracağı bilnmemekle birlikte, tortular üzerinde yapılan çalışmalar bu bantın daha önce bir kaç kez durduğunu gösteriyor. bu durumda antartikanın kafayı yemesi, kuzeyden gelen soğuk sularla soğuyan hint okyanusunun bantın durmasıyla aşırı ısınması, muson yağmurlarının çıldırması, güneyden gelen sıcak sularla ısınan kuzey avrupada sıcaklıkların 10 derece düşmesi... muhtemel. taşıyıcı bantın durması küçük bir ihtimal ve bir felaket senaryosu olmakla birlikte 3-5 derecelik bir ısınma buna benzer -sürekli rüzgar hatlarınını durması ya da yön değiştirmesi, yükselen denizin temiz su kaynaklarına çok ciddi hasar vermesi ve dünyada bir su sorunu belirmesi, yüksek sıcaklıkta daha iyi mutasyon yeteneği kazanan virüslerin yeni hastalıklara sebep olması, böcek yumurtalarının ölmesini sağlayan gece ve kış soğuklarının hafiflemesinin sivrisinek popülasyonunu çok ciddi biçimde arttırıp her yıl fazladan bir milyon kişinin sıtmadan ölmüne sebep olması gibi- gerçekleşme ihtimali az olan bir çok yeni felaket seneryosunu beraberinde getirir ki bu durumda bu senaryolardan en azından birkaç tanesinin gerçekleşmesi muhtemeldir.

    söylediğim gibi gezegenimizin soğuması gerekirken, yaşadığımız ısınmanın periyodik bir döngü olmadığı ve küremizin bizim yüzümüzden ısındığı fikri, kanıtlanamamış olsa da bir çok bilim adamınca doğru kabul ediliyor ve bunun dünyayı tamamen değiştirebileceği biliniyor. sebebi hangi ülke olursa olsun ısınmanın bütün dünyayı alt üst edebileceği bir gerçek (bkz: anlatım bozukluğu).
    bu durum insanın aklına gorbaçovun şu sözünü getiyor: "önümüzdeki yüz yıllarda çevre koşulları dünya çapında bir yıkıma yol açtıkça, askri değil ama ekolojik güvenlik tüm ulusların en çok önem verdiği konu olacak"**

  • bugün yaptığım şey. arkadaşlar gerçekten sağolun ben de sizi seviyorum ama artık bana lütfen şurada şu gün patlama olacakmış diye mesaj atmayın. anneme de atmayın. zira sıradan bir ortadoğu ülkesinin talihsiz vatandaşları olarak artık başta turistik yerler olmak üzere her yerde patlama olabileceğini bilelim. bunun için ekstra bir istihbarat almama gerek yok. her yer tehlikeli. bugün boğaz köprüsü’nden geçerken tesadüf eseri annem aradı ve nerede olduğumu sordu..boğaz köprüsü’nde olduğumu öğrenince cinnet geçirdi çünkü bugün köprüde patlama olacakmış, onun için aramış. kadını da çıldırtmışsınız. “kim söyledi?” dedim. bilmem ne teyzenin oğlu binbaşıymış o söylemiş. o sırada önlerdeki bir araç aniden kaza yaptı ve zaten durma noktasındaki trafik o dakikadan sonra neredeyse geri geri akmaya başladı. “köprüden geçince arayım ben seni” dedim, “buradayım hoparlöre al” dedi. hayır hoparlöre aldım da..1 dakika, 5 dakika, 10 dakika..toplamda kat ettiğim mesafe 4 cm. bu gidişle bu kadın en az 1,5 saat telefonda mı kalacak? bu sorunun cevabını da biliyor mu acaba bilmem ne teyzenin oğlu binbaşı bey? bu iş böyle olmayacak dedim içimden, “oooo trafik akmaya başladı ya valla az kaldı” dedim dışımdan. böyle sanki sol şeritten yardırıyomuşum gibi şeyler söylüyorum anneme..o kadar inandırıcıyım ki annem “yavaş git” diyor. bu sırada ibre 0 (sıfır) dikkatinizi çekerim. en sonunda da ağzımla ogs taklidi yaptım “bip” diye. “duydun mu?” dedim..“ogs’den geçtim”. “oh çok şükür tamam hadi sen önüne bak oğlum” dedi kapattı. hayır ben neden takım elbise, kravat içinde çok ciddi bir görüşmeye doğru giderken ogs taklidi yapıyorum arkadaşım? bu nası bi ülke olm??

    edit: bunu yazdıktan 1 gün sonra taksim'de az önce patlama oldu (bkz: annenin her zaman haklı çıkması). hiçbirimiz güvende değiliz arkadaşlar. vasat bir ortadoğu ülkesinin vatandaşları olarak özellikle kalabalık turistik yerlerde dolaşmaktan kendinizi alıkoymanız için cebinize mesaj gelmesini beklemeyin.