• saman kagida baski bir edebiyat dergisi.
  • huruc dergisinden once, $ehrengiz dergisinden sonra hakan arslanbenzer ile eren safi 'nin hakan $arkdemir 'le yollarinin ayrilmasindan onceki ortanca/ilk dergileri.

    http://www.atlilar.8m.com/
  • epik şiir diye diye ortalığı kavuran, ezra poud hayranı, yüksek kuram bilğisine sahip, şair abilerin çıkardığı dergi
  • ilk altı-yedi sayısını nedense aldığım dergi. niye aldığımı anlamam için içindekileri anlamam gerekiyordu olmadı. ama okurkan anladım sanıyordum; gençlik işte.
    kaşgar'a filan sataştılar bir de öyle gereksizce.
    tuhaf bir faşizm mi vardı, ırkçı düşmanı mıydılar, ezra pound zarifoğlu'nu döver miydi, ismet özel abimizdir, ayhan ışık da kim diye sorarlar mıydı... ben anlamadan dergi mola verdi. şimdi yine çıktı.
    "yok kardeşim biz islamcı şair değiliz" diye yine ultra muhteşem poetik/epik/didaktik/manifestatif metinlerle karşımızdalar.
    yine de örtük bir kompleksten olsa gerek gizli bir hayranlığım yok değildir
  • temelini; "bu böyle olmaz", "şunlar şöyledir", "bakın bunun gibi olun"ların üzerine kuran, fazla tepkisel ama yine de bu adamlar galiba bir şeyler biliyorlar deyip, alıp, okuduğumuz şiir ağırlıklı edebiyat dergisi.
  • ileriki sayılarda arka sayfaya mayolu fotoğraflı manken almalarını bizzat istirham edicem abilerden. önceki söylemlerini bilip bir de son sayılarının kapağını görünce ** hohhoh hoh hooooo diye gülmemek mütemadiyen, mümkün değil yani. çok seviyorum çok.
  • o artık, fayrap.
  • "atlılar atlılar, yiğit atlılar!" diye başlayan, atlılar marşı olarak da bilinen, güftesi vecdi bingöl'e, bestesi sadettin kaynak'a ait mahur bir marştır.
  • insanlarının ortalama yaşam sürelerinin 90 yıl olduğu, kafkaslardan gelen çerkeslerden oluşan, mersin merkez'e bağlı, diğer bir ismi sadiye olan, bir yayla köyüdür...

    haber linki;
    http://www.internethaber.com/…_detail.php?id=176088

    sadece habere bakmadım, bugün bizzat gidip şahit oldum. köy ihtiyar tonton amcalar ve teyzelerle dolu.

    ayrıca köyün kuruluşu ile ilgili diğer bir enteresan hikaye;

    http://www.mersinkafkas.org/pages/sadiye.htm

    "1864 yılında kafkasya’da yaşanan soykırımın ardından anavatanlarından sürgün edilen çerkes’lerin kurmuş olduğu, mersin’in 52 km kuzeyinde orta toroslar’ın bolkar dağları eteklerinde yer alan sadiye ( atlılar ) köyü mersin’in tek çerkes köyüdür.

    sadiye köyünün kuruluşu

    sadiye köyünün kuruluşu şu şekilde gerçekleşmiştir;

    1864 yılında adiğe cumhuriyetinin başkenti maykop dolaylarında bulunan "leseppşine" bölgesinden sürgüne zorlanan ailelerin oluşturduğu kafilelerden oluşmuştur.

    tuapse limanından gemilere bindirilen bu kafile suriye’ye götürülmek üzere yola çıkarılır. gemi birkaç günlük yolculuğun ardından istanbul’da mola verip yakıt ikmali yapar, bu süre zarfında hiç kimsenin gemiden inmesine izin verilmez.

    gemi bu molanın ardından tekrar yola çıkar, yolculuğu sırasında mersin limanı açıklarında arızalanır, gemidekilerin gemi tamir edilene kadar mersin limanında konaklamalarına karar verilir. fakat arızanın tamiri için, uzun zaman gereksinimi olması nedeniyle, rusya ve osmanlı devleti arasında bir anlaşma yapılarak bu kafilenin osmanlı topraklarında kalması hususunda bir karara varılır.

    mersin’e gelen adige’ler böylece mezitli – viranşehir iskelesinin bulunduğu yere yerleşirler. daha sonra şu anda ismi yenitaşkent beldesi “yakaköy” olarak geçen yerde; bataklık, sazlık ve sinek sorununa rağmen kısa süre yerleşilmiştir.

    yaşanan bu olayların ardından osmanlı devleti tarafından daimi ikamet etmeleri için kafileye mersin çevresinde (tam olarak kesin olmamakla: devlet hastanesi, yoğurt pazarı, mezitli) birkaç yer teklif edilir.

    ancak o zamanlarda bu bölgenin bataklık olması, buna bağlı olarak sıtma, tifo gibi salgın hastalıkların yayılması, ölüm vakalarının artması sebebiyle birkaç aylık konaklamanın ardından, kendilerine uygun, geldikleri bölgenin iklimine benzer yerler aramaya başlarlar ve mersinin kuzeyine, toros dağlarına doğru hareket ederler.

    bu göçün ardından bugün “höyük alanı” denilen bölge ve “öşün” denilen bölgeler gösterilir. kış aylarındaki olumsuz hava koşulları sebebiyle buralara yerleşmezler, ancak bu bölgeye yakın, daha yumuşak hava şartlarına sahip, bugün “eski köy“ diye tabir edilen bölgeye yerleşirler. ağaçlardan barakalar inşa ederek birkaç yıl boyunca bu bölgede ikamet ederler. bir süre sonra yine hava şartları gözetilerek ormanlık bölge olan şimdiki köy alanına doğru taşınırlar ve daimi yerleşim yeri olarak benimserler.

    bu süreç dâhilinde kendilerine yardım eden o zamanki osmanlı padişahı abdülaziz’in çerkes olan eşinin yardımıyla bu bölgeler artık çerkes’lere tahsis edilmiş olur ve kurulan köye sultan abdülaziz’in eşinin adı olan sadiye adı verilir.

    cumhuriyetin ilanının ardından yapılan iskân tapuları dağıtımında köye 84 hane olarak iskân tapusu dağıtılır. yine cumhuriyetin ilanının ardından yapılan reformlar çerçevesinde köyün resmi adı o zamanki geçim kaynakları olan at yetiştiriciliğine istinaden atlilar olarak değiştirilir."
  • joseph kessel romanı için (bkz: les cavaliers)
hesabın var mı? giriş yap