• doğruluk payı yüksek olan söylem.

    çocuğunu sevmeyen yok. herkes anasının kuzusu sonuçta.
    baba kız aşkı konusunda zirveye oynarız bizde.
    ömrümüz onlara feda olsun, onda da sıkıntı yok. fakat , konuyu objektif olarak konuşacak olursak çocuklar bizi bitiriyor.
    size standart bir gün anlatayım.
    sabah 8'de iş başı yapan biriyim. 8'e 20 kala kalksam yine de işe geç kalmayacak mesafedeyim. ama çocuk olduğu için;

    7:40 yerine 6.40 kalk,çocuğa kahvaltı hazırla,git uyandır, 1. de kalkmaz 5 dakika sonra yine uyandır, çişini yaptır, ayılmasını sağla, kış ise üşümemesini sağla, kıyafetlerini o kalkmadan kalorifere koy, ayıldıktan sonra üstünü giydir, kahvaltı yaptır, saç tara, okula götür bırak, girerken nazlanır gönülünü yap, ordan kendi işine geç. sabah rutini bu. akşam iş çıkışı kreşten al, evde yemek varsa ısıt, değilse hazırla, hazırlarken “ daha olmadı mı ,çok acıktım, onu sevmem ben vs. olumsuzlukları ikna ile uğraş, zor bela yemeği yedir, mutfağı topla, o esnada oyun ister ,ikna etmeye çalış, abur cubur ister onu ayarla, bi içecek ıhlamur vs. ayarla, yarım saatte oyun oyna, saat oldu 20:00 yarım saat tablet ver , sende koy kıçını yarım saat , buçukta yatağa gidiş, kendi gidip yatsa daha ohh dicem bi film bi kendime vakit ayırmak…ama yoook git yanına yat, uyuyana kadar dur sende, o uyuyana kadar sızmazsan yataktan çıkıp kendine ayıracak 1 saatin var ama sızarsan gün bitti geçmiş olsun.

    böyle bir hayat olur mu?

    adettendir debe editi:
    konuyu “yapmasaydın o zaman” seviyesinde değerlendiren kişiler, ifade edilmek istenen şeyi tam olarak idrak edecek durumda olmayanlar olduğunu düşünüyorum. zaten bir çoğu evli de değil çocuk sahibi de, yorum seviyesinden alenen anlaşılıyor.
    gerekli deneyimleri tatmadıkları için,okuduğunu anlama konusunda da çok zayıflar. bence bu konuya hiç girmeseler kendileri için daha iyi olur.

    benim durumumda olan kişilerin yorumları daha oturaklı, çözüm odaklı ve realist.
    kendi yaşam düzeninden, çok güzel ve farklı örnekler veren ebeveynler var.
    günlük yaşanan varyasyonlar farklılık gösterir ama alt toplamda ifade edilmek istenen özü anlamanızı isterim.

    sığ yorumlar için bir kez daha şöyle ifade edeyim.
    çocuğumuza olan sevgi ve bağlılığımızı masaya yatırmadık burda. ifade edilmek istenilen şey içine girilen döngünün anne baba hayatına olan yansıması.

    çocuğa olan sevgi düşüklüğü veya pişmanlık yok anlayacağınız.

    çocuğumuz için göze alabileceğimiz şeyleri tahmin dahi edemezsiniz.
    tekrar teşekkürler.
  • önsöz
    yazar kardeşim başlığa takılma... başlık biraz nesnel olsa bile yazacaklarım şahsi düşüncelerimdir. kesinlikle özneldir.

    bugün şantiyede kendi kendime düşündüm. yanımda çalışan ekibime baktım. biraz dertleştim. 2-3 çocuklu orta yaşlı insanlar... hayatlarını, eşi ve çocuğu için yaşayan insanlar.

    kendisininden rütbe olarak üstün, ama insan olarak eşit olduğu kişiler tarafından azarlanan ve hakaret uğrayan, yeri gelince mobbinge maruz kalan bir sürü insan var iş hayatında. kendisine edilen hakaretlere sessiz kalıyorlar. çünkü işten atılma korkusu var içlerinde.. çünkü "işşiz kalırsam çocuklarım ne yapar? " düşüncesi var içlerinde...

    bu insanlar sabah 6-7 arası kalkıp 8'de işbaşı yapıyorlar. çıkışta evlerine, akşam 7-8 arası dönüyorlar. ev hayatına geçmeleri akşam 9'u buluyor. sabah okula gideceği için, çoktan uyumuş olan çocuklarının yatak odasına girip, sessizce bir öpücük konduruyor yanaklarına...sonra oturuyor biraz -eğer çok yorgun değil ise- hayat arkadaşı ile biraz konuşuyor. eften püften tv programları izleyip biraz normal hayata kanalize oluyor ki bir bakmış saat akşam 11'i gelmiş... yataydan uykuya dalıyor. kendine vakit dahi ayıramıyor. eğer işten gelmeden önce dişçi, kuaför vs. uğradıysa -ki insani ve normal şeyler bunlar, hobi falan değil- evde ailesi ile geçireceği süre 1-2 saati bile bulmuyor. yarın sabah aynı süreç tekrarlanıyor ve tekrarlanıyor.

    hafta sonu bir pazar günü var. ülkede, kamu kurumları dahil çoğu yerin kapalı olduğu, "en azından bir gece uykumu alayım" diyerek, öğlen 11'de kalktığı bir pazarı.. ailesine ve kendine ayırabildiği bir 10 saati kalıyor. bir yılda 15 güncük de izni var bu insanın. eşinin tatiline de denk getirip belki biraz kafa dinleyebiliyor ki bir yıl çalışma karşılığı için gerçekten çok yetersiz bir süre bu..

    bu kişi işsiz kalma lüksüne sahip değil. işsiz kalısa perişan olacak olan sadece kendisi değil. sadece kendisi yanacak olsa, kendisine hakaret eden kişiye -gözünü karartıp- cevap verecek belki: "sen kimsin aq" diyecek.

    çocukları ve hayat arkadaşı için yaşayan bir insan oluyor bir süre sonra. egosu ve hobileri yok olan, tek gayesi: "çocuklarım aç kalmasın, çocuklarım sosyal hayattan geri kalmasın" diyen bir insana dönüşecek ve birey bu varolma/neslini devam ettirme kavgasında "benliğini" yitirecek. gerçekten çok acı bir durum.

    biraz uzun oldu belki ama ilk defa bugün, bu kadar net farkına vardım bu durumun. neslimi devam ettirmem için kendim... yok olmam gerekiyormuş.

    not:evlenip 800k ev kredisine girdikten sonra köle oluyor insan. asıl anlatmak istediğim şey, eş ve çocuğun buna neden olması değil. kapitalizmin dayattığı modern kölelik mekanizmasının, temelde dayatılan aile sahibi/çocuk sahibi olma normları ile birlikte bu durumu hepten içinden çıkılamaz bir duruma sokmasıdır.

    not2: arkadaşlar ben "aile kurmak salaklıktır yeaa" ya da "abi bu devirde çocuk yapmak akıl işi değil" falan gibi cümleler mi kurdum? aile kurmak, çocuk sahibi olmak isteyen yine istediğini yapmakta özgür.

    edit: imla

    bir sene sonra gelen edit: bu başlık niye hortladı lan?
  • ne güzel söylemiş nejat amca

    "neslimi devam ettirmem için kendim yok olmam gerekiyormuş"

    maalesef maalesef maalesef......
  • aynen öyle ya, peki bekarlar ne yapıyor?
    her gün parti, korkunç yoğunlukta sosyal aktiviteler, sergiler, ulusrarası seyahatler ve kültür gezileri..
    seks partilerini söylemiş miydim?
    hahaha

    yani evlenip sonra boşanan ve evliyken yarattığı o ''şimdi evli olmasaydım var yaaaa'' ütopyasını kuranların nasıl dibe vurduğunu gördüm.
    insan ulaşıp elde ettiği her şeyden sıkılıyor, elde edilen durum, eşya, kadın, erkek cazibesini yitiriyor.
    sevgili evliler; hayal ettiğiniz bekarlığı yaşayan ülkede çok çok az elit bir kitle var.
    sevgili bekarlar; çoğu evlilik hayal ettiğiniz kadar güzel ve renkli değil.
    bu sıkılma mevzusu dediğim gibi tamamen insan tabiatı ile alakalı. ne evlilik ne de bekarlıkla, tamamen insanın fıtratı. hayalini kurarak evlendiğin kadın nasıl cazibesini yitirip sıradanlaşıyorsa, hayalini kurduğun ve müthiş şekilde ütopyalaştırdığın bekarlık da bir süre sonra sıkıcı gelmekle kalmıyor, ciddi ruhsal sorunlara sebep oluyor. bu yüzden sürekli evliler bekarlara, bekarlar evlilere özeniyor.

    konuya gelince;
    mesele evli ya da bekar olmak değil.
    sağlıklı ve uyumlu arkadaş çevresi, kaliteli hobiler ve para.
    bunlar varsa evlilik de bekarlık da güzel. özellikle evli bir birey; özgüveni sıfır ve kıskanç bir eşe sahip değilse.
  • başlık altında söylenmeyen bir şey kalmamış; 4.5 yaşında bir kız ve 10 aylık bir erkek evladı olan 46 yaşında, nispeten geç baba olmuş bir kişi olarak, şu bir iki pratik bilgi ve ipucunu ekleyebilirim:

    1. geceleri yatma saatimi en geç 22.30; çoğu günler 22.00; sabah kalkış saatimi, haftanın yedi günü, 05.00'e çektim; hem yeterli uyku alıyorum; hem sabah erken kalkıp iki üç saat de olsa kişisel vakit yaratabiliyorum hem de bu programda, hafta içi işten gelince çocuklarla yeterli vakit geçirip, onlar yattıktan sonra kitap okuma, maç izleme vb. çocukların uyuduğu 20.00 ve sonrasında yeterince vakit kalıyor; sabah beş kalkışta haftanın yedi gününün üç gününe bir saatlik spor ya da egzersiz de sığıyor; bir deneyin dilerseniz.

    2. tek çocuk belki ama iki çocuk, bir üçüncü kişinin neredeyse full gününü ayırmadan mümkün değil az stresle büyütmesi; büyükanne & büyükbaba olur, yatılı bir bakıcı olur; çocuklar 3 yaşına gelip de kreş zamanı başlayana kadar çocuk ya da çocuklara sadece annenin tek başına bakmasını istemek hem adil değildir, hem doğru değildir hem de evlilikleri yıpratan çok büyük bir faktördür.

    3. baba, ev işlerini yapmaktan gocunmayacak, üşenmeyecek; eli hangisine eriyorsa; bunlar ayıp, günah değil, yaşamın bir gerçeği; bulaşık da yıkayacak, mutfağı da toplayacak, evin çöplerini de atacak, gerekirse çamaşır da yıkayıp asacak; aması, fakatı yok; çocuklarla da ilgilenecek, onları akşam ya da hafta sonları parka, bahçeye de çıkaracak, anneye, dinlenmesi, kendine gelmesi, yenilenmesi için vakit kazandıracak; bitti.

    4. çocuk yapma kararı veriliyorsa bunun getireceği sorumluluklara da katlanılacak; kişinin devam ettirmek istediği bir çok kişisel hobisi için 1 no'lu başlık altındaki düzen rahat rahat yeterli gelecektir endişe etmeyin.
  • bireyin hayatının bitmesi çocuk ve evlilikle ilgili değil insanı köleleştiren sistemle ilgili bu ülkede insandan başka her şey çok değerli..
  • konuyla ilgili kafamda net bir fikir zaten var, ama üşenmedim ve tek tek entryleri okudum, okudukça gülümsedim, bir yandan da üzüldüm, kıyamam ya
    kestirmeden ifade edeyim, tek tük istisnalar dışında evli ve çocukluların çoğu içine düştükleri ve çıkmalarının da artık imkansızlaştığı sefaletle baş etme yöntemi olarak önce alışma, sonra içselleştirme en sonda da bunun azılı bir savunucusu olma dergahından geçiyor ve uğruna terk ettikleri ruhlarını birileri hatırlattığında agresifleşiyorlar. buna isyan eden bir azınlık var, kendi hayatları için kurtuluş savaşı verenler, geri kalanı ise bununla yaşamayı öğrenmeye ve bu sefalete alışmaya çalışan çaresizler. kanıksamaktan başka çözümleri yok. böyle yaşamayı ve böyle yaşamaktan mutlu olmayı en azından mutlu görünmeyi öğrenmek zorundalar. alternatif yok.
    yapmayın etmeyin işlerini zorlaştırmayın yazık günahtır. unutmaya görmemeye duymamaya hissetmemeye çalıştıkları şeyleri dillendirmeyin, hatırlatmayın, deşmeyin yaralarını. küçümseme, hakaret, ne kadar mutlu ve kutsal bir oluşum içerisinde olduklarını azılı şekilde ispat etme kaygısı, biz mutluyuz asıl sen sefilsin şovları şeklinde reaksiyonlar alırsınız. şaşmaz bu.
  • adamın akşam 9'da uyuyan çocuğu varmış hala hayatım kötü diyor.
  • 'evlilik ve çocuğun fakir bireyin hayatını bitirmesi' olayıdır aslında.
  • bireyin hayatını evlilik ve çocuk bitirmez parasızlık bitirir.

    sence fahriye evcen ve burak özçivitin hayatı bitmiş midir senin çevrendeki insanlar gibi?

    veya tarkan artık gece gündüz çalışıp çocuğu için hayatını bitiriyor mu dersin?

    veya hacı sabancı ile nazlı kayı evlenip çoluk çocuğa karışınca şimdiki hayatlarına veda mı edecekler?

    senin benim gibilerin hayatını çocuklarımız değil maddi durumumuz bitiriyor. hepimiz çocuklarımız için yaşamaya başlıyoruz çünkü başka seçeneğimiz yok.
hesabın var mı? giriş yap